Bosna İdealinin Sembol İsmi: General Jovan Divjak – Hamdi Fırat Büyük

Bosna Savaşı’nın önemli isimlerinden General Jovan Divjak, 85 yaşında 9 Nisan günü hayatını kaybetti ve 13 Nisan’da toprağa verilecek. Divjak, Sırp kökenli olmasına rağmen, Bosna Sırp Güçlerine katılmayı reddederek Bosna Hersek Ordusuna katıldı ve savaş sırasında büyük yararlılıklar gösterdi. Bunun ötesinde ise Divjak hem savaş sırasında hem de savaş sonrasında birleşik ve çok dinli ve çok milletli Bosna idealinin sembol ismiydi.
Divjak, 1937 yılında Belgrad’da Bosnalı Sırp bir ailede doğdu. Zor bir çocukluk geçirdi ve ailesinin dağılması sonrası maddi sıkıntılar çekti. Maddi imkanları yetmediği için ücretsiz eğitim sunan Belgrad’daki Yugoslavya Harp Akademisine girdi ve Saraybosna’da uzun yıllar görev yaptı. Ne asker olurken ne de Saraybosna’da görev yaparken ne çok sevdiği Bosna ve Saraybosna’da yaşanacaklara ne de üstleneceği role dair bir fikri yoktu.
Hayatının en zor kararı onu 1992 yılında Bosna Savaş’ı başladığında buldu. Etnik bir Sırp olarak diğer birçok Sırp asıllı Yugoslavya Halk Ordusu askeri gibi Bosna Sırp Güçlerine katılması bekleniyordu. Ancak o emrinde olan silah ve mühimmatı Bosna Sırp Güçlerine vermeyi reddetti ve neredeyse tamamen silahsız ve hazırlıksız olan Bosna Hersek Ordusuna katıldı. Divjak, saldırı altında zayıf durumda olan ve güçlü bir soykırımcı orduya karşı savaşan çok sevdiği Bosna’dan yana tavır aldı. Bosna Hersek’in ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç, Divjak’ı kabul etti ve tuğgeneral olarak Bosna Hersek Genel Kurmay Başkan Yardımcısı görevine getirdi.
Divjak, modern tarihin en uzun kuşatması olan Saraybosna Kuşatmasında Bosna Hersek Ordusu’nun idaresinden sorumluydu. Savaş sırasında, Bosna Hersek Cumhurbaşkanı İzetbegoviç, Bosna Sırp Güçleri tarafından rehin alındığında öne atılan ve onu Bosnalı Sırp askerlerden teslim alan da yine Divjak’tı. Bu sahnelerin kaydedildiği görüntüler hala Bosna Savaşı’nın en önemli anlarından kabul ediliyor.
Bütün bu önemli katkılarına ve kahramanlıklarına rağmen Divjak’ın Sırp olmasından dolayı itirazlar hiç bitmedi. Birleşik bir Bosna ideali sadece Sırplar ve Hırvatlar tarafından değil bazı Müslüman Boşnaklar tarafından da tam olarak benimsenmiş değildi (hala da değil). Divjak, sürekli olarak Bosna ordusu hatlarını ziyaret ediyordu ve bazı askerler onun Bosnalı Sırplara istihbarat paylaştığı ve o cephedeyken karşı taraftan bir saldırı olmadığı yaygarasını çıkardı. Cumhurbaşkanı İzetbegoviç, tüm baskı ve itirazlar neticesinde daha fazla diren(e)meyerek, önce Divjak’ın Bosna Hersek Ordusu Genel Kurmay Başkanı Rasim Deliç tarafından karar alma mekanizmalarından çıkarılmasına göz yumdu ve nihayetinde 1995 yılında Divjak’ı emekli etti. Ancak, Divjak, çok üzülse de Bosna’ya küsmedi. Diğer birçok emekli asker ve önemli general gibi siyasete de girmedi.
Ona göre Bosna’yı yeniden kuracak ve kurtaracak olan şey eğitimdi. Ordudan ayrılışının hemen ertesinde “Bosna Hersek’i Eğitim İnşa Eder” vakfını kurdu ve ölümüne kadar buranın direktörlüğünü yaptı. Vakfın amacı, savaş sırasında ailesini kaybetmiş “savaş yetimi” çocuklara eğitimleri için destek vermekti. Bugün vakfın Boşnak, Sırp ve Hırvat binlerce mezunu ve bursiyeri bulunuyor. Bu mezunların bazıları ise çok önemli noktalara geldi ve hepsi Divjak’ı ailelerinden biri olarak görüyor. Nitekim Divjak’a verilen isimlerden birinin de “Jovo Amca” olması rastlantı değil. Babası ve annesi vefat etmiş çocukların her birinin mezuniyet gününe onları savaş sırasında savunmuş ve sonrasında eğitim almalarına aracı olmuş olan Divjak, ellerinde çiçekler ile bizzat katılıyordu.
2011 yılında, Bosna’dan yana tavır almasını sindiremeyen Bosnalı Sırpların ve Sırbistan’ın marifeti sonucunda Sırbistan’ın hakkında çıkardığı İnterpol yakalama kararı neticesinde Avusturya’da tutuklandı. Asılsız suçlamalara göre, Divjak, İzetbegoviç’in rehin alındığı yerden çıkarılması sırasında Bosnalı Sırp askerleri öldürme emrini vermişti. 3 ay Viyana’da bir cezaevinde kalan ve bu sürede bir de kitap yazan Divjak için Bosna’da ve diğer Avrupa şehirlerinde büyük gösteriler düzenlendi ve serbest bırakılması çağrısı yapıldı. Sırbistan iddialarının delil yönünden yetersiz olduğuna ve Sırbistan’da adil yargılanma ihtimalinin olmadığına karar verilmesinden sonra Divjak Saraybosna’ya geldiğinde onu binlerce Bosnalı karşılıyordu.
Divjak ile tanışma ve birçok kez konuşma fırsatı bulduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Balkan ve Bosna siyaseti, Türkiye, tarih ve sanat gibi birçok konu hakkında konuştuk ve bu büyük insan karşısında etkilenmemek mümkün değildi. Bosna ve Balkanda giderek artan etnik ve dini gerilimler, yolsuzluk ve ekonomik zorlukların tamamının sadece eğitim ile çözülebileceğine inanıyordu. Adeta, varlığını bu ideal için vakfetmişti. Onu en son birkaç ay önce gördüm. Saraybosna’da yürürken karşılaştığımızda onu hayli bitkin, zayıflamış ve kemoterapi nedeniyle saçları dökülmüş halde gördüğümde çok üzüldüm. Ayak üstü sohbetimizden sonra ağır ağır ama gururlu bir şekilde yürümeye devam etti. Arkasından baktığımda “hayalini kurduğun Bosna da senin gibi yitip gidiyor Jovo” dedim içimden üzülerek.
Bosna Hersek’te bugün siyaset hiç olmadığı kadar kirli ve geleceğe yönelil umutlar giderek azalıyor. Nepotizm, yolsuzluk, işlemeyen karmaşık devlet sistemi, beceriksiz siyasetçiler, aşırı milliyetçilik ve daha birçok olumsuzluk Divjak’ın hayalini kurduğu Bosna idealinin altını oyuyor. Bosna’nın kurtuluşu olarak gördüğü başarılı gençler ise birer birer pes ederek ülkeden ayrılıyor ve daha iyi bir gelecek umuduyla Batı ülkelerine göç ediyor. En korkutucu olan ise Divjak gibi birleşik bir Bosna hayalinin savunucusu olan insanlar birer birer aramızdan ayrılıyor ve onların ideallerini savunan kişiler çürümüş siyaset arenasında giderek itibar kaybediyor.
Ölüm haberini aldığım günden beri derin bir üzüntü içerisindeyim. Bosna’yı ve Balkanları seven, barış ve istikrarı savunan herkes Divjak’ın ölümü ile sarsılmış durumda. Her ne kadar zor olsa ve sürekli engellemeye çalışanlar olsa da Bosna ve Balkanın kurtuluşu, barış ve istikrar için Divjak’ın hayalleri ve idealleri tek çare. Huzur içerisinde uyu “Jovo”, her zaman minnetle hatırlanacaksın.
*Hamdi Fırat Büyük, Gazeteci ve Siyasi Analist. Twitter: hfiratbuyuk




